ANNE GÖZÜYLE EVLAT

 Anne gözü, evlatları için her daim, mükemmeliyeti ve kusursuzluğu görür. Hiçbir anne, evlatlarına çirkinliği ve kusuru yakıştıramaz. Onlar için hep kusur örten olurlar. Evlatlarını her daim, dünyanın en büyük sevgisi ile beslerler. 

Anne gözünde evlat; saçları ipek, gözleri badem, dudakları kiraz, yanakları elmadır. Bu adeta, anne için hiç değişmeyen bir kuraldır.  Evlatları, anne için dünyanın en muhteşem yaratığıdır. Anne, yavrusunu her zaman affedici, hoş görücüdür.  

Anne, yavrusu söz konusu olduğunda gözü kara bir cengaverdir. Yavrusunun kokusu ve okşanan teni anneye ilaçtır. İşte bu an, bir anne için sözün bittiği andır. Evlat annenin ilacı, mutluluğu, başarısı, güzelliği, merhameti, hoşgörüsü yani kısacası her şeyidir. 

Evlat, bir annenin duasının baş tacıdır. Gecesinin gündüzü, umutsuzluğunun umududur. Bir anne için evlat, yaşamın taaaa kendisidir. 

Anne gözü evlatlarını hep güzel ve kusursuz görür dedim ya… İşte size bu güzel tezden, bir alıntı sunmak istiyorum. 

Küçük kız, kendini bildiği günden beri annesinden büyük bir şefkat görmüş ve ondan duyduğu sözlerle, pamuk prensesten daha güzel olduğuna inanmıştı... Ona göre; nur yüzlü ve badem gözlüydü.. Bir tanecik yavrusuydu her zaman.. Ama ilk okula başlayınca işler değişti.. Arkadaşları onun hiç de güzel olmadığını, hatta çirkin bile sayıldığını söylemekteydi.. Küçük kız, ilk önceleri onlara inanmadı çünkü herkes birbirini kıskanıyordu.. Ama bir kaç yılda gerçeklerle yüzleşti.. Annesinin bir pamuğa benzettiği yüzü, çiçek bozuğu bir cilde sahipti. "Badem" dediği gözleri ise şaşıydı. Vücudu da bir serviyi andırmıyordu.. Demek ki, annesi onu aldatmış ve yıllar yılı çekinmeden yalan söylemişti... 
 Genç kızın anne sevgisi, kısa bir süre sonra nefrete dönüştü.. Evlenme çağına gelmiş olmasına rağmen yüzüne bakan yoktu.. Üstelik de gözleri, bütün tedavilere rağmen düzelmiyordu..

Genç kız, doktorların gizlice yaptığı konuşmalardan kör olacağını anladığında çılgına döndü ve kendisini hâlâ çocukluk yıllarındaki ifadelerle seven annesinin bu yalanlarına dayanamayıp evi terk etmeye karar verdi.. Fakat annesi, uzak bir yerde iş bulduğunu söyleyerek ondan önce davrandı ve kazandığı paraları bir akrabasına gönderip, kızına bakmasını rica etti..
Genç kız bir süre sonra görmez oldu.. Karanlık dünyasıyla baş başaydı.. Bu arada annesini hiç merak etmiyordu.. Yalancıydı annesi, ölse bile bir kayıp sayılmazdı.. Bir gün doktorlar, uygun bir çift göz bulduklarını söyleyerek kızı ameliyat ettiler..
Ancak o, gözünü açtığında yine aynı yüzü görmekten korkuyordu.. Fakat kör olmak zordu.. En azından kimseye yük olmazdı.. Genç kız, ameliyat sonunda aynaya baktığında, müthiş bir çığlık attı.. Karşısında bir dünya güzeli vardı..
 Gerçekten de harika bir kızdı gördüğü. Yüzündeki bozukluklar tamamen kaybolmuştu.. Çok kemerli olan burnu düzelmiş, kepçe kulakları normale dönmüş ve yaban otlarını andıran saçları, dalga dalga olmuştu.. Genç kız, yanındaki yaşlı doktora sevinçle sarılarak: 

"Sanki yeniden dünyaya geldim!" dedi. 

"Yüzümde hiçbir çirkinlik kalmamış, estetik ameliyatı siz mi yaptınız?" 

Yaşlı doktor: "Böyle bir ameliyat yapmadık kızım!." diye gülümsedi.. Annenin bağışladığı gözleri taktık.. Sen, onun gözünden gördün kendini!."

Hepinize evlat kokusu ile dolu bir yaşam diliyorum…

SEVGİYLE KALIN…